POLİTİK BİLDİRGE

ŞİMDİ DENİZLERE AÇILMA ZAMANIDIR…


Ekim 2006

Giriş

On yıllardır devrimci hareket Türkiye emekçi halklarının ne politik ne de ideolojik temsilini yapabiliyor. 20’li yıllardaki komünist kuruluş, 60’lı yıllardaki militan çıkış devrelerinden sonra, çeyrek asırdır yaşanan örgütsel, politik ve ideolojik etkisizlik hali, devrimci hareketin tarihinde neredeyse üçüncü bir periyot durumunu alarak statüleşti. Statü, kendiliğinden gidişi örgüt ve siyaset pratiği olarak benimseyen, bundan çıkış için irade geliştirmeyen sol-marksist kesimlerce her gün yeniden üretiliyor. Üçüncü dönemin egemen örgüt ve siyaset anlayışı statükoculuk olmuş durumdadır. Yeni bir devrimci çıkış, anılan sol statünün ve statükocu solculuğun üzerine yürünerek yapılacaktır. On yılların pratik politik ataleti statükocu solculuğu, onun örgütsel, politik ve ideolojik duruşunu karşımıza almadan, parçalamadan aşılamayacaktır.

devamını oku...

ASKERCİL ANLAMDA DEVRİM ANLAYIŞIMIZ NEDİR?

Bir gerilla bir halk savaşçısı, bir devrim savaşçısıdır. Bu yüzden gerillayı tanımlayabilmek için devrimin ne olduğunu bilmek gereklidir. Devrim yeni bir toplumsal düzen kurmak, eski düzenin bütün toplum ve mülkiyet ilişkilerini yenisiyle değiştirmek demektir. Bunun için yapılması gereken ilk iş eski düzenin sahiplerini egemenliklerini sürdürdükleri yönetici sınıf olma mevkisinden silip atmak gerekir. Yeni toplumsal düzeni kurmak isteyenlerin bu isteklerine karşı, egemenler bütün zor ve şiddet yöntemleriyle yürüyerek onları sindirmek, kendi düzenlerini korumak isterler. Bu nedenle her devrimci mücadele egemen sistemin zor ve şiddet uygulamaların boşa çıkarmak, kendi iradesini üste çıkarmak açısından keza bir devrimci zor ve şiddet örgütlenmesi ve buna bağlı bir mücadele tarzı geliştirmek zorundadır. Zor adı üstünde savaştır, silah kullanılmasını gerektirir.

devamını oku...

Türkiyeli bir devrimciden Türkiye Devrimci Hareketine

Siper Yoldaşlığına Çağrı

Emir Adnan Demirci

12 Ağustos 07 - Behdinan

Önce iğneyi kendimize batıralım..

Kıvılcımlı’nın Türkiye devrimine dair 70 yıl önce yaptığı saptama şudur: “Kürtler Doğu’da dağa çıkıyor, biz Batı’da bildiri dağıtıyoruz.”

Kıvılcımlı’nın da dahil olduğu ve 1920’lerden itibaren Bolşevik Devrimi kalıplarıyla gelişen Türkiye devriminin birinci dalgası yukarıdaki saptamada ifade edildiği üzere, sömürge bir halkın mücadelesini gören ama buna koşut olarak mücadelesini kendi sömürgeci devletine karşı yükseltemeyen bir karakter taşımış, bu olumsuzluğun üstesinden gelemediği için de bütün çabalarına karşın boşa düşen siyasal taktikler sonrasında ardlarından gelen kuşaklarca bile yok sayılacak kertede tarihen trajik bir sönüşe mahkum olmuştur.

devamını oku...

Zap Seferinin Korku ve Sefaleti…

9 Mart 2008


Sömürgeci Türk generallerinin Zap seferi yine gerillanın zaferiyle sonuçlandı. Ama bu sefer sonrasında gelenler, önceki gelişimlerden bazı çizgilerle ayrılıyor. Bu çizgilerin belirtilmesi, Türk devlet siyasetindeki çözülme dinamiklerine işaret etmesi anlamında büyük değer taşıyor.

Çok uzun zamandır biliniyor ki, dünyanın hiçbir askeri akademisinden sadece Clausewitz'i okuyarak mezun olmak mümkün değildir. Mao'yu da iyi bilmek gerekir. Clausewitz düzenli savaşın ilk teorisyeniyse, Mao da gerillacılığın "düzensiz savaşın", moda deyimiyle "asimetrik savaşın" ilk ve en büyük teorisyenidir. Her ikisi de sadece askeri konularda yazdıkları için değil, yazdıklarında çatışma-siyaset arasındaki ilişkileri koydukları için önemlidirler. Bu yüzden her ikisi de önemli askeri stratejist sayılırlar. Ama unutmayalım, Clausewitz Prusya ordusundan emekli olup kitap yazmış, Mao devrim yapmıştır.

devamını oku...

DEVRİMCİ KARARGAH EYLEMLERİNİN ORTAYA KOYDUKLARI…

Sosyalist Hamdi 

Devrimci Karargâh’ın eyleme geçmesi, çeşitli mahfillerde, bizim açımızdan hiç de sürpriz sayılmayan, ama genel geçer değerlendirmeler açısından zikredilmesi yine de ilginç olabilecek bazı tepkilerin gözlenmesine yol açtı. Bu gözlemlerden yola çıkarak, bazı siyasi aktörlerle ilgili belirlemeler yapmak olasıdır. 

Sondan başlayarak anlatalım: Devrimci Karargah savaşçılarının 1 Aralık 2008 tarihinde emperyalizmin uşağı, işkenceci, soyguncu, talancı, sömürgeci AKP’nin İstanbul İl Merkezi’ne giriştiği başarılı bombalı saldırının henüz dumanları tüterken, gün sona ermeden (saldırı öğleden sonra 14:45’te gerçekleştirildi), üç öbekten erken kınama mesajları geldi. Arka arkaya sıralayalım: İsrail Başbakanı Ehud Olmert, MÜSİAD ve DİSK, Her üç kurumun AKP’nin bombalanmasından bu kadar hızla rahatsız olup, örgütümüzü bu kadar erken kınaması üzerine düşünmek gerektiği kanısındayız.

devamını oku...