Devrimci Karargah 9 nolu Bildiri

KAVGA SÜRECEK!

“Öldürmüyorsa, güçlendirir!”


Nietzsche, daha önceleri söylememiş olsaydı, düşmanın son saldırısı İtibariyle, bu deyişi düşün dünyasına olasıydı ki Devrimci Karargâh kazandırırdı. Doğrudur, gerçekten oldukça ağır bir darbe aldık.. Örgütsel konumlanmamızdaki sarsıntıların ötesinde, çok değerli bir kurucu-komutan’ımızı, Orhan Yılmazkaya yoldaşımızı yitirdik. Ancak diğer taraftan, onun komutasındaki pratik süreç ve en son olarak gerçekleştirdiği direniş eylemi, Türkiye devrimci hareketinin oldukça aşınmış devrimci kararlılık ve devrimci savaşçılık değerlerinde kolektif bir rönesansa yol açtı, devrimci değerlerde grup kimliklerini aşan bir ortaklaşmayı bir ihtiyaç olarak hissetmenin ötesine sıçratarak pratikçe mümkün kıldı. Ortadoğu’dan Latin Amerika’sına geniş bir coğrafyada, Arabından Yunanına, Kürdünden İspanyoluna bütün özgürlük savaşlarının ve savaşçılarının küresel-enternasyonalist birliğine atılmış bir harç oldu. Orhan yoldaşın komutasındaki süreç ve onun son eylemi düşmanın yok etmek istediği her şeyin yeniden hayat bulmasına, yeniden filizlenmesine yol açtı.


Doğrudan bizim açımızdan, Devrimci Karargâh açısından ise, yaşadığımız süreç ve bunun önemli bir momenti olan Orhan yoldaşın eylemi, bizi bir taraftan uluslararası ve Türkiyeli devrimcilerle aynı değerlerde buluşturup o değerlerin bir paylaşımcısı kılarken, diğer taraftan hareketimizin önüne koyduğu minima taktik örgüt ve mücadele açılımını da başarıya dönüştürdü. Bu, Türkiye devrimci hareketini, verili statüko sosyalizminden sıyrılarak savaşkan sosyalizme taşıyacak bir referans, bir moment oluşturmaktı. Bostancı Direnişi bu momentin adı olmuştur.


***


2005 yılının yaz aylarında, Bedrettin Hareketi ve 16 Haziran Hareketi kadrolarının Türkiye devrimci hareketinin dibe vurmuş konumu ve bundan çıkış yolları üzerine yaptıkları ilk tartışmalar, hızla savaşkan bir sosyalizm çizgisini devrimci bir direniş merkezi olan Kürt özgürlük çizgisiyle yoldaşlaştırarak Türkiye sosyalizminde egemenliğini sürdüren oportünizme ve reformizme alternatif devrimci bir yol çizme görevinde birleşik bir örgütsel yapı oluşturma kararına vardı.

 

devamı için..

 

Devrimci Karargah 8 nolu Bildiri

KOMUTAN ORHAN YILMAZKAYA

ŞEHİT OLDU!

Devrim Şehitleriyle İlerliyor!

Karşı devrim seçimlerin hemen sonrasında topyekûn saldırısına başladı.
Bildik ve bekledik!
Beklediğimiz darbe geldi.
Ne ki, önlemlerimizi aşarak geldi.
Ağır oldu..
Ama sorun değil!
Yoldaş gereken belirlemeyi yaptı: Kavga sürecek!!

devamı için..

 

 

HPG Ana Karargah Komutanlığına

 

Yoldaşlar,
TC’nin Hareketimize yönelik saldırısının, Kürt özgürlük hareketine karşı savaş hazırlıklarını artan bir hızla yoğunlaştırdığı bir döneme denk gelmesi bir tesadüf değildir.
Hepimizin de çok iyi bildiği gibi, TC’nin Hareketimize ve savaşçı yapımıza yönelik bu saldırısı, ABD önderlikli sömürgeci emperyalist sistemin Kürdistan’ı, bütün Ortadoğu halklarına karşı kullanacağı bir üs haline getirmek üzere  tümüyle ele geçirme planının bir gereği olarak gerçekleşmiştir.  Hareketimiz Uluslararası karşı devrimin Kürdistan’a yönelik bu ileri harekatında cephe gerisi kılmaya çalıştığı Türkiye metropollerini bizzat cephe’nin kendisi haline getirme kararlılığını defalarca belirtmiş ve bunu Komutan Orhan Yılmazkaya önderliğinde pratikleştirmiştir.


Elbette yoldaşımızın kaybı ağır olmuştur, ama nasıl Komutan Agit’in şehadeti, Kürt özgürlük mücadelesinde bugün yenilmez bir HPG ordulaşmasına evrilmişse, biz de sonuna kadar inanıyoruz ki ve öyle kılmaya sonuna kadar kararlıyız ki, Komutan Orhan Yılmazkaya’nın şehadeti de Türkiye proletaryasının ve emekçi yığınlarının mücadelesinde Türkiye halkının kurtuluş ordulaşmasına ulaşacaktır.


Komutan Orhan Yılmazkaya, bize bir düşman baskının yüksek bir iradeyle nasıl devrimci bir eyleme dönüşebileceğini öğretti. Türkiye devrimci hareketinin Komutanımızın direniş çizgisinden çıkarması gereken en birincil dersin bu olduğuna inanıyoruz; Bütün kuşatılmışlıklarına karşın, bütün olumsuz koşullara karşın, Türkiye devrimci hareketi Bedrettin’lerden Deniz’ine, Mahir’ine kadar tarihine, Leninci Marksist bilimine, en yok sayıldığı sırada 16 Haziran’ları yaratmış proletaryasına ve emekçi halklarına inandığı, bunu güçlü bir iradi toparlanmaya dönüştürdüğü takdirde karşı devrimin bütün baskınlığını kendi devrimci eyleminin güçlü bir dayanağı kılabilecektir. Komutan Orhan Yılmazkaya direnişçiliği bu gerçeğin en somut, en sembolik ifadesi olmuştur.


Yoldaşlar,
Komutan Orhan Yılmazkaya yoldaş, tarihsel ve konjonktürel gereklerinin en fazla kapıya dayandığı bu süreçte, enternasyonalist devrimcilik temelinde Türkiye devrimci hareketinin ezen ulus devrimciliğinden kaynaklı zaaflarını aşmasında da yol gösterici olmuştur.
O’nun direnişçiliğinin ruhsal, ahlaksal ve iradi yüceliminde, hiç kuşkusuz savaşçı yapınızın önderliğindeki Kürdistan devriminin Haziran atılımının büyük katkısı olmuştur. Ve acımızı yoldaşça sarmalayan taziye mesajınızda görüyoruz ki, yoldaşımızın halklarımıza mal olan eyleminin, Kürt halkının özgür ve sosyalist Kürdistan mücadelesinde de bir karşılığı olmaktadır. Devrimlerimizin enternasyonalist yoldaşlaşmasının devrimlerimize getireceği kazanımları bundan daha somut ne gösterebilir ki?!


Yoldaşlar,
HPG’nin yeni dönem düzenlemeleri olası zor günlerin arifesine denk geldi. Kürt devrimini ihanet eşiklerinden alarak Haziran atılımıyla bugünkü utkun ve yüksek düzeylere taşıyan değerli yoldaş Bahoz Erdal komutasındaki tüm HPG komuta ve savaşçı yapısının, keza değerli komutan Nurettin Sofi yoldaşın kurmaylığında yakın gelecekteki zafer günlerine de imza atacağına inancımız tamdır.
Yoldaş  Orhan Yılmazkaya’nın eylemiyle yücelttiği şiarları, komutanları Bahoz Erdal ve Nurettin Sofi yoldaşlar şahsında tüm HPG savaşçı ve komuta yapısının geçmiş ve gelecek başarıları için bir kutlamaya vesile kılmaktan daha içtenlikli ne olabilir ki?


“Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!”
“Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Mücadele Birliği!”

Devrimci Karargah

29 Nisan 2009

HPG Anakarargah Komutanlığı açıklaması

Mahirlerin ve Denizlerin İzinde Yürüyen Orhan yoldaşın Direnişini Selamlıyoruz

Türkiye devrimci-demokratik kamuoyuna,

Halkların direniş ve özgürlük mücadelesi, bu direniş geleneğini her dönem kendi şahsında somutlaştıran ve bunu son ana kadar en güçlü bir şekilde temsil eden kişilikleri ortaya çıkarmıştır.


Kawalardan, Bedrettinlerden, Mahirlerden aldığı direniş mirasını Denizler, Hakiler ve Kemallerin halkların kardeşliği şiarıyla buluşturarak devrim ve sosyalizm mücadelesindeki onurlu yerini alan Orhan Yilmazkaya yoldaş, 27 Nisan 2009 tarihinde TC’nin yüzlerce özel eğitimli polisi karşısında gösterdiği kahramanca direniş ile şehitler kervanına katılmıştır. Orhan yoldaşın, Denizler ve Mahirler ardından Türkiye Sol Hareketi tarihinde eşine ender rastlanan bu direnişini selamlıyor, Türkiye halklarına ve Devrimci Karargah örgütüne başsağlığı diliyoruz.


Gösterdiği direniş ile Mahirlerin mücadele ruhu ve inancını en güçlü bir şekilde temsil eden ve onları bugüne taşıyan Orhan Yilmazkaya yoldaş, son nefesine kadar direnirken yükselttiği ‘Yaşasın İsçi-Emekçilerin Mücadele Birliği’ sloganı ile yaklaşan 1 Mayıs devrimci isçi bayramında tüm Türkiye isçi ve emekçilerinin mücadelelerine ışık tutmuş, kapitalist modernite ve onun işbirlikçileri karsısındaki tavrını en devrimci bir şekilde ortaya koymuştur.


Devrimci gençlik önderi Deniz Gezmis’in idam sehpasındaki son sözleri olan ‘Yasasın Türk-Kürt halklarinin kardeşliği’ sloganını kendisi için bir ilke kabul eden Orhan yoldaş, direnişini taçlandıran ‘Yaşasın Türk-Kürt haklarının mücadele birliği’ sloganıyla hakların kardeşliğinin mücadele birliğinden geçtiğine dikkat çekmiş ve bunun öncülüğünü yapmıştır.


Türkiye emekçi halkının gerçek bir evladı olan Orhan yoldaş, ‘Ben düşeceğim ama bu mücadele sonuna kadar devam edecek’ sözleriyle bu mücadeleye olan inancını ortaya koymuştur. Türkiye devrimci demokratik kamuoyunun ve özellikle Türkiye gençliğinin Orhan yoldaşın Mahirlerden alıp devrettiği mirasa sahip çıkacağına olan inancımız tamdır.
HPG olarak bizler, Önderliğimizin ‘Ben Mahirlerin takipçisiyim, onlardanım’ sözlerinden aldığımız güçle, Mahirlerin, Denizlerin izinde yürüyen Orhan yoldaşın bu direnişini selamlıyor, Orhan yoldaşın yükselttiği sloganlara sonuna kadar bağlı kalacağımızı ve halkların kardeşliği temelinde tarihi sorumluluğumuzu yerine getirmek için ne gerekiyorsa yapacağımız sözünü yineliyor, Orhan yoldaşın mücadele bayrağını sürekli dalgalandıracağımızı belirtiyoruz.

Yaşasın İsçi-Emekçi Mücadele Birliği
Yaşasın Devrim ve Sosyalizm
Yaşasın Kürt ve Türk Halklarının Mücadele Birliği
Devrim Şehitleri Ölümsüzdür

 

HPG Anakarargah Komutanligi

28 Nisan 2009

 

Devrimci Karargah 7 nolu Bildiri

İŞTE AKP GERİCİLİĞİNİN KRİZ ÇÖZÜMÜ

FETHULLAHCI MEDYA

KARŞI DEVRİMİN TOPYEKÜN SALDIRI BORAZANINI ÇALDI!


Son üç gündür Amerikancı-siyonist beslemesi Fethullahcı medya organları, devrimci mücadeleye karşı bir beyaz propaganda kampanyası sürdürüyor. Önce, 20 Mart 2009’da "S Haber" in televizyon ve internet sitelerinden, kim olduğu belli olmayan bir uyuşturucu kaçakçısı üzerinden açıklamalar yaparak Devrimci Karargah’ın uyuşturucu mafyası tarafından finanse edildiğini, sonra 21 Mart 2009’da, bu kez bu sanal kimlik bile gizli tutularak "itirafçı bir örgüt militanı" ağzından günceldeki ve gündemdeki işçi muhalefetinin Devrimci Karargah tarafından örgütlenen "terör" eylemleri olduğunu, elbette hem Devrimci Karargah’ı, hem de işçi eylemlerini Ergenekon örgütlenmesiyle ilişkilendirmeye özel çaba göstererek ilan ettiler. Ve nihayet 22 Mart 2009’da işçi muhalefetinin adını koydular: Desa direnişi..
Bu kampanyanın öne çıkarılan hedefi her ne kadar Devrimci Karargah ve onun devrimci eylem çizgisi olarak görünüyorsa da örtük amacın özellikle yaşanan derin kriz koşullarında giderek yükselen ve yükselecek işçi sınıfı direnişini ezmek ve onun ekonomik demokratik mücadele örgütleri olan sendikalarını baskı altında tutmak olduğu çimçiy kendini gösteriyor.

devamı için..

Oku - Bas - Dağıt

 

Baskı Yönlendirmesi

 

Devrimci Karargah 6 nolu Bildiri

Tel Aviv'in Saldırısı Püskürtüldü!..


Yahudi devleti bütün zulmü ve emperyalist dünyanın bütün onayıyla Gazze’ye saldırırken, Devrimci Karargah kendi saldırı gücüyle Filistin halkının direniş iradesinin ve Kassam’larının yanına yer aldı. Emperyalizmin ve siyonizmin yardakçısı AKP hükümeti, Devrimci Karargah’a karşı saldırıya geçmekte saniye kaybetmedi. Yahudi devletiyle Filistin halkının arasındaki savaşın küçük bir muadili emperyalizm ve siyonizm işbirlikçisi TC hükümetiyle Devrimci Karargah arasında yaşandı. Bizim Yahudi sermayesinin merkezine saldırımız İstanbul’dan Gazze’deki direnişi selamlamak içindi, TC hükümetinin Devrimci Karargah’a yönelik saldırısı Tel Aviv’den İstanbul’daki Filistin halkının kurtuluş mücadelesine verilen desteği söndürmek içindi.

Düşman vurduk, dedi. Üstümüzü başımızı yokladık.
Bakanlarıyla, valileriyle, emniyet müdürleriyle açıklayacağız dediler, bekledik.
Sonuç: Devrimci Karargah bütün vuruş gücüyle ve bütün mevzilenmeleriyle konumunu korumaktadır.
Dostlarımız mutlu, düşmanlarımız kahrolsun!


Peki ya Türkiye solu? Daha ötesi Türkiye devrimci solu?
Devrimci geçmişine öykünmelerle kattığı, uğruna şehitler verdiği Filistin direnişi için ne yaptı? Hamas’ı İslamcı olduğu için beğenmeyen kemalizm inmeli laisist, modernist bilincinin prangalarına mı tutsaktı? Kendisini Yunanistan’daki direnişe yakın gördüğü kadar Gazze’deki direnişten uzak tutacak kertede doğu halklarına sırtını dönmüş batı hayranı, Tanzimat solcusu kimliğinden bu kadar mı hoşnuttu?  Ya da emperyalist-siyonist beyaz terörün terbiyesiyle, “halkların kardeşliği” adına Yahudi devletinin bekasını tanıyacak kertede ideolojik-politik rönesanslara uğrayıp ikinci enternasyonal solculuğuyla mı bütünleşmişti? Bununla, yakın günlerin emperyalist-siyonist saldırganlıklarını meşru göreceklerini şimdiden teyid altına mı almış oluyorlardı? Vb..vb..
Devrimci olmanın ahlakı sizi içinizden yakalamıyorsa, sözler yetersiz kalır.


Kayıt şöyle düşülmelidir:
Ocak 2009; Yahudi devletinin Gazze saldırısından Devrimci Karargah gazi çıktı, Türkiye solunun payına düşen de Yahudi devleti yoluna…


KAHROLSUN EMPERYALİZM VE SİYONİZM!

YIKILSIN İSRAİL!
ZAFER DİRENEN FİLİSTİN HALKININ OLACAKTIR!

YAŞASIN DEVRİMCİ KARARGAH!

 

 

 

 

Devrimci Karargâh Eylemlerinin Ortaya Koydukları…

Sosyalist Hamdi 

 

Devrimci Karargâh’ın eyleme geçmesi, çeşitli mahfillerde, bizim açımızdan hiç de sürpriz sayılmayan, ama genel geçer değerlendirmeler açısından zikredilmesi yine de ilginç olabilecek bazı tepkilerin gözlenmesine yol açtı. Bu gözlemlerden yola çıkarak, bazı siyasi aktörlerle ilgili belirlemeler yapmak olasıdır. 

Sondan başlayarak anlatalım: Devrimci Karargah savaşçılarının 1 Aralık 2008 tarihinde emperyalizmin uşağı, işkenceci, soyguncu, talancı, sömürgeci AKP’nin İstanbul İl Merkezi’ne giriştiği başarılı bombalı saldırının henüz dumanları tüterken, gün sona ermeden (saldırı öğleden sonra 14:45’te gerçekleştirildi), üç öbekten erken kınama mesajları geldi. Arka arkaya sıralayalım: İsrail Başbakanı Ehud Olmert, MÜSİAD ve DİSK, Her üç kurumun AKP’nin bombalanmasından bu kadar hızla rahatsız olup, örgütümüzü bu kadar erken kınaması üzerine düşünmek gerektiği kanısındayız.

Siyonist İsrail’e dikkat çekmek isteriz. MOSSAD’ı hafife almak kimsenin haddine değil. Burada hemen, İstanbul Selimiye’deki 1. Ordu Karargâhı’na yönelik olarak 7 Ağustos 2008’tarihinde gerçekleştirdiğimiz havan topu saldırısından sonra, 10 Ağustos tarihinde yayınladığımız 2 Numaralı bildirimizin bir bölümünü hatırlatmak yerinde olacaktır: “Hareketimiz ABD-İngiliz emperyalizmlerini ve İsrail Siyonizmi’ni de vurmaya ant içmiş militanlardan oluşmaktadır.” Açıklamamızın devamında da, Siyonizm’e karşı Filistin ve Lübnan halklarının yanında olduğumuzu, işbirlikçi tüm Arap rejimlerini lanetlediğimizi, FHKC’nin Genel Sekreteri Şehit Ebu Ali Mustafa’yı, HAMAS’lı Şehit Abdülaziz Rantısı’yi saygıyla andığımızı, Hizbullah ve lideri Hasan Nasrallah’a selam gönderdiğimizi belirtmiştik. Anlaşıldığı kadarıyla bu kısımlar MOSSAD’ın da dikkatini çekmiş… Çekmesi doğaldır ve Ortadoğu’da zorlanmakta olan emperyalist-Siyonist projelerin en önemli ayaklarından birisi olan AKP’ye karşı girişilen devrimci atakların Siyonist İsrail devletinde hızla endişe yaratması muhakkaktır. O yüzden, Ehud Olmert saldırımızı kınamak için Tayyip Erdoğan kadar hızlı davranmayı seçmiştir.

İsrail devleti ve Siyonist fikir adamları Türkiyeli devrimcileri iyi tanır. Biz, Filistin’de savaşmış Deniz Gezmişler’in, şehit düşmüş Teğmen Aliler’in, Siyonizm’in ülkemizdeki resmi temsilcisi ve ajanı İstanbul Başkonsolosu Efraim Elrom’u cezalandıran Mahir Çayanlar’ın devamcısı, mirasçısı, çocuklarıyız… Genç savaşçılarımıza Leyla Halidler’i, George Habbaşlar’ı anlatırız. Deir Yassin’i, Sabra ve Şatilla’yı hiç unutmayız…

Devrimci Karargâh savaşçılarının başarıyla hedefine gönderdikleri, AKP İstanbul İl Yönetimi toplantı halindeyken altlarında patlattıkları bombanın sesinin, Tel Aviv’deki MOSSAD karargahında ve İsrail  başbakanlık ofisinde yankılanması, hedefin ne kadar isabetle olduğunun herhalde kanıtıdır. Düşmana bakıyoruz ve doğru yolda yürüdüğümüze bir kez daha inanıyoruz.

Dikkatle kaydediyoruz ve yoldaşlarımızın, taraftarlarımızın, dostlarımızın ve tüm devrimci kamuoyunun dikkatini çekiyoruz. Buna rağmen, İsrail’i anlamamak da mümkün değil. Bildiği tek şeyi yapıyor...  

MÜSİAD ise İslamcı sermayenin sınıf örgütlenmesi. Kendisine “Müslüman” diyemeyecek, ama bunu anıştırması için isminin başına “Müstakil” kelimesini koyacak kadar şahsiyetsiz bir sermaye örgütü. Ülkemizdeki politik İslamcı hareketin devlet fideliğinde büyümüş olmaktan kaynaklanan oportünist karakterinin tipik bir güncel görünümü.

Biz bu İslamcıları, ağababaları Necmettin Erbakan’ın 28 Şubat öncesinde MGK toplantılarında askerden yediği fırçalar sonrasındaki terlemelerinden, NATO’cu ordunun önlerine getirdiği, İsrail ve ABD ile ortak şekilde Akdeniz’de “Güvenilir Denizkızı” tatbikatları yapılması, tank modernizasyonu projelerinin İsrail’e verilmesi tasarılarına imza atarkenki hallerinden hatırlıyoruz. Sonra Sincan’dan geçen bir tank taburunun yolu çarşıya sapınca nasıl dağılıverdikleri de hatırlarımızdadır.

İslamcı siyaset, Türkiye’de devlete karşı hiçbir zaman devrimci bir pozisyon almamıştır ve alma şansı da yoktur. Ama şimdilerde, sol politik ortamımızdaki bazı “aptal solcularımızın” dahi inandığı şekilde, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerine karşı elde silah savaşan, Kızıldereler’de şehit düşen, darağaçlarına çekilen, işkencehanelerde katledilen, Faşizme Karşı Birleşik Direniş Cephesi pratiklerini sergileyen devrimci ve sol hareketin darbeci olduğuna, İslamcı kesimin ise demokrasi savunucusu olduğuna inanmamız isteniyor.

Sol ile devrimciliği, sosyal demokrasi ile marksizmi eşitleyerek devrimciliğe saldırmanın bildik hafif yolu… Buna halkımızın inanmasını kimse beklemesin. Kafası karışık birkaç solcu için ise bizim yapabileceğimiz bir şey yok…

 

devamı için..

Devrimci Karargah 5 nolu Bildiri

Selam Olsun İstanbul’dan Gazze’ye…

 

12 Ocak 2009 tarihinde Devrimci Karargâh’a bağlı bir savaşçı timi, Siyonist finans kuruluşu BankPozitif’in 4. Levent’teki Şubesi’ni bombalayarak tahrip etmiştir.

BankPozitif, kendi ifadesiyle, “dünya çapında iştirakleri, şubeleri ve temsilcilikleri bulunan İsrail’in en büyük bankası Bank Hapoalim’in B.M. (Hapoalim)” Türkiye ayağıdır. Siyonist finans kuruluşu Bank Hapoalim, 2005 yılında Türkiye’ye girmiş, 2008 Mart ayındaki sermaye artışıyla Bank Pozitif’teki payını yüzde 65’e yükseltmiştir. BankPozitif, halis muhlis Siyonist İsrail bankasıdır. Bankanın halihazırdaki 9 kişilik yönetim kurulu üyelerinin beşi İsrail vatandaşı, birisinin adı ise Zion Kenan’dır. İlişki bu kadar nettir.

Savaşçılarımız bir uyarı olarak, bu seferlik bankayı kapalı olduğu bir saate vurmuştur. Gelecek sefere böyle olmayacaktır. Bu, adı geçen bankayla çalışan Türk vatandaşları için de bir uyarıdır.

Devrimci Karargâh, Siyonist İsrail devletiyle girişilen her tür askeri, ekonomik, kültürel ilişkiyi hedef alma kararlılığındadır. Bunu daha önce değişik vesilelerle dile getiren örgütümüz, bu sözünü tutmuş olmanın huzuru içindedir. Ama dahası da gelecektir.

Buradan, İsrail’le ilişki geliştiren her Türkiye cumhuriyeti vatandaşını ve kurumunu, özel-kamu ayrımı yapmadan uyarıyoruz. İlişkilerinize bir an önce son verin. Aynen ırkçı hükümet döneminde Güney Afrika’ya yapıldığı gibi, İsrail de her tür araçla boykot edilmelidir. Akademisyenler ortak bilimsel çalışma yapmamalı, iş adamları üç beş kanlı kuruş kazanıp Gazze’de çocukların katlini finansa etmekten vazgeçmeli, sporcular İsrailli sporcularla maç yapmamalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin İsrail’le geliştirdiği ilişkileri sona erdirmesini istemek durumunda değiliz. Kendinden önceki tüm hükümetler gibi AKP de, İsrail ilişkileri sayesinde orada oturmaktadır. Tayyip Erdoğan’ın İsrail'e tepki gösterdiğini düşünmek ve söylemek için dünyadan bihaber olmak gerekir. Bu işler Kasımpaşa’da kahve konuşması yapmaya benzemez.

Kanıtını birkaç günden beri Arap sokakları gösteriyor. “Modern firavun” Hüsnü Mübarak’in, Suudi Kralı’nın, Ürdün Kralı’nın posterleri Arap halklarının ayaklarında paspas olurken, Ortadoğu’ya binlerce kilometre uzaklıktaki Venezuela’nın sosyalist Devlet Başkanı Hugo Chavez baş tacı ediliyor, adı Lübnan’da caddelere veriliyor. Yapılması gerekeni yine devrimciler gösteriyor.

Biz de sözümüzü bombamızla söylüyoruz. İşgale, ilhaka, sömürgeciliğe, Siyonizm’e, ırkçılığa direnen güçlere “terörist” denmesini büyük bir ahlaksızlık olarak görüyoruz. Gazze’de savaşmakta olan HAMAS’lı, Filistin Halk Kurtuluş Cepheli, Demokratik Cepheli, Genel Komutanlık mensubu, İslami Cihadlı, El Aksa Şehitleri Tugayı mensubu tüm savaşçıları yoldaşımız sayıyoruz. Siyonizm’e sıkılmış her mermi mukaddestir.

Toprağını işgale ve zillete karşı savunmayan alçağın biridir; direnen ise terörist değil özgürlük savaşçısıdır. Biz devrimciler, Filistin’de direnip savaşanın kim olduğuna bakmayız; çünkü “mazluma dini sorulmaz…”

Bi ruh, bi dem nefdiki Ya Filistin (Ruhumuzla, kanımızla seninleyiz Filistin)

Kahrolsun Siyonizm, Yıkılsın İsrail…

Kahrolsun Emperyalizm…

 

 

DEVRİMCİ KARARGAH

4 NO’LU BİLDİRİ

 

Türkiye Proletaryasına ve Emekçi Halklarına Duyurulur;

Devrimci Karargah’a bağlı bir savaşçı grubumuz AKP İstanbul İl Merkezine yönelik bir sabotaj eylemi düzenlemiştir.

Devrimci Karargah bu saldırısıyla;

1-     Emperyalist-kapitalist sistemin yaşadığı ağır kriz nedeniyle, bu krizden çıkışın bir ön gereği olarak genelde Doğu halklarını, özelde Ortadoğu halklarını Büyük Ortadoğu Projesi adı altında sömürgeleştirme ve yağmalama seferlerine yeniden hız vermeye hazırlanan ABD ve AB emperyalistlerini,

2-     Emperyalistlerin Siyonistlerle birlikte bölge halklarını köleleştirme seferlerinde hem işbirlikçi İslamcılığıyla Truva atı olmaya, hem de sahip olduğu büyük savaş makinesiyle koç başı olmaya hazırlanan AKP hükümetini ve Türk Genel Kurmayı’nı uyarmaktadır:

Kürt, Arap ve Acem halklarına yönelik açmaya hazırlandığınız emperyalist-siyonist ve işbirlikçi Türk-İslam cephesine, Türkiye metropolleri, Türkiye proletaryası ve emekçi halkları cephe gerisi olmayacaktır. Aksine, Devrimci Karargah, Türkiye proletaryası ve emekçi halklarından aldığı/alacağı güçle Türkiye metropollerinde ve tüm Türkiye sahasında, siz sömürgeci ve sömürücü güçleri “bütün” canlı, cansız varlıklarınızla, “bütün” kurum ve kuruluşlarınızla ateş menzili içine almıştır ve bütün bu sahayı emperyalist-kapitalist sistemin yerli yabancı bütün temsillerine karşı II. Kurtuluş Savaşı’mızın en sıcak cephesi kılmaya yeminlidir. Askeri fabrikalarınızı zırh üretimine seferber etmek, Köşk’lerinizi, çatılarınızı  zırhlarla kaplamak, işsizliğe ve ekmeksizliğe, her türlü adaletsizliğe ve ahlaki çürümüşlüğe mahkum etmeye çalıştığınız emekçi halklarımızın öfkesinden sizleri koruyamayacak, siyasal ve coğrafi cephe gerisi kılmaya çalıştığınız bu saha, bugüne kadar sizin bizler için yapa geldiğiniz gibi artık sizler için de, bir kan ve ateş cehennemi haline gelecektir.

Bu Devrimci Karargah’ın sözüdür.

Yakarışımız halkımızadır;

İşçiler, işsizler, emekçiler, emekliler, ezgin ve yoksun tüm Türkiye insanları,

Bankaların, holdinglerin, paşaların ve tüccarların sistemi olan emperyalist-kapitalist sistemin, kendi varlığını koruma adına bir bütün olarak insanlığı açlığa, her tür sosyal korumasızlığa, acıya ve zulme mahkum eden bir sistem olduğunu hiçbir şey göstermediyse yaşanmakta olunan ve her gün derinleşen bunalım göstermektedir. Bankaların, holdinglerin, paşaların ve tüccarların çıkarlarını korumanın zulüm, acı ve gözyaşı olan faturasını meydanlarda haykırdığımız gibi biz ödemek istemiyorsak mücadeleyi daha yükseltmek, daha etkin ve yaygın kılmak ve faturayı emperyalist kapitalist sistemin önüne koymak gereği ortadadır.

Devrimci Karargah bu eylemiyle tüm Türkiye çalışanlarını, kent ve kır yoksullarını, Türkiye devrimci hareketinin bütün zaaf ve eksikliklerine rağmen emekçi halkın bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi için bir mevzi olarak ayakta tutmaya çalıştığı devrimci-demokrat-sosyalist parti, sendika ve derneklerinde hızla örgütlenmeye ve Türkiye devrimci hareketinin öncülüğünde mücadeleye çağırmaktadır.

Ricamız ise Türkiye devrimci hareketinedir.

Yoldaşlar,

Finans kapitalizmin derin krizlerinden çıkışının en temel araçlarının savaşlar olduğu ortak bilimsel bilgimiz, bilincimizdir. Ve keza hepimizin bildiği gibi, artık Das Kapital’e el basarak konuşan uluslararası burjuvazi kendi krizini öngörmüş ve krizden çıkışını Büyük Ortadoğu adıyla projelendirmiştir. Obama, sadece ABD sermayesinin bir kesimi tarafından değil, AB ve Japon finans kapitalistlerinin ve Siyonistlerin de desteğini alarak ve bir bütün olarak küresel emperyalizmin bu konjonktürdeki siyasal temsili olarak seçilmiştir. Bush döneminde yeniden paylaşımın iç gerginlikleriyle akan süreci Obama’yla konjonktürel rasyonel iç dengelerine oturtan emperyalizm, artık yeniden enerjisini dışa yöneltmeye hazır durumdadır. Gündemde olan Irak’tan çekilme değil, aksine tam da Baker-Hamilton planında önerildiği gibi bölgesel işgal ve savaşı yeni biçimler ve kombinasyonlar halinde yaymaktır.

devamı için..

 

KAHROLSUN

EMPERYALİZM ve SİYONİZM!..

“Yahudinin sırrını onun dininde aramayalım, dininin sırrını gerçek Yahudide arayalım.
Yahudiliğin seküler temeli nedir? Pratik ihtiyaç, kendi çıkarı. Yahudinin dünyevi dini nedir? Tüccarlık. Dünyevi Tanrısı nedir? Para.  
Tamam o halde! Tüccarlıktan ve paradan, bunun sonucunda da pratik, gerçek Yahudilikten kurtuluş, zamanımızın öz-kurtuluşu olurdu.
Dolayısıyla Yahudiliği şimdiki zamanın genel bir toplum karşıtı unsuru olarak; tarihsel gelişimin bugünkü yüksek seviyesinde zorunlu olarak çözülmeye başlaması gereken bir unsur olarak görüyoruz
Son tahlilde insanlığın Yahudilikten kurtuluşu, Yahudilerin de kurtuluşudur..”

Karl Marx, Yahudi Meselesi

Dünyada Yahudiliği besleyip büyüten emperyalizmdir. Bu demektir ki aslında dünyada emperyalizmi yıkmak Yahudiliği yoketmekten, Yahudiliği yoketmek emperyalizmi yıkmaktan ayrı ele alınamaz. Uluslararası proletaryanın zaferi emperyalizmi ve Yahudiliği tarihe gömdüğü gün gerçekleşmiş olacaktır.


ZAFER DİRENEN FİLİSTİN HALKININ OLACAKTIR!..

 

 

Politik Bildirge

ŞİMDİ
DENİZLERE AÇILMA ZAMANIDIR…

devamı için...

 

Silahlı Mücadele Anlayışımız

ASKERCİL ANLAMDA DEVRİM ANLAYIŞIMIZ NEDİR?

 

devamı için...

 

DEVRİMCİ KARARGAH 1 NO'LU BİLDİRİ

Türkiye işçi sınıfına, emekçi halklarına ve tüm dünyanın devrimci güçlerine duyurulur:

Devrimci Karargah’a bağlı Şehit Ongan Müfrezesi TC ordusunun 1. Ordu karargahına yönelik bir havan saldırısı girişiminde bulunmuştur. Savaşçılarımız üslerine dönmüşlerdir. Eylemle ilgili olarak devrimci kamuoyu daha sonra ayrıntılı olarak aydınlatılacaktır. Bununla birlikte şimdiden söylenecek olanlar da vardır:  

1-   Devrimci Karargah, TC ordusunu ve AKP hükümetini Türkiye emekçi sınıflarının, her milletten halkların, aydınların ve aydın düşüncenin, ilerici yurtsever gençliğin ve devrimci ve demokratların düşmanı olarak görmektedir. Bölge ve Türkiye halklarına karşı  Amerikan emperyalizminin çıkarları doğrultusunda çalışan bu işbirlikçi ortaklığa karşı saldırılarımız sürecektir.

devamı için..

 

 


Devrimci Karargah 3 no’lu Bildiri

DEVRİMCİ KARARGAH DEVRİMCİ SOL’LA ARTIK DAHA GÜÇLÜ!.

Devrimci Kamuoyuna ve Halklarımıza Duyurulur

Yoldaşlar,
Devrimci Sol, artık bir Devrimci Karargah bileşeni olma kararı almıştır. Devrimci Sol’un bu kararı, dağınıklığı ve eylemsizliği statüko haline getiren Türkiye Devrimci Hareketinin bugününe bir müdahaledir.

Türkiye Devrimci Hareketi 80’den beri ciddi bir kriz içindedir. 80’lerin sonlarında yaşanan kısmi iyileşme süreci 90’ların başında kesilmiş, dünyada sosyalizmin darbe almasıyla oluşan ideolojik ve siyasal çöküntü örgütsel karşılığını da bulmuş ve Türkiye devrimci hareketi her gün kendi krizini ve bayağılaşmasını üreten bir döngüye girmiştir. Sürecin karakterinin bu tür şekillenmesinde başka bazı girişimlerin yanı sıra özellikle kent devrimci hareketinin en diri kesimini oluşturan Devrimci Sol güçlerin öncü kadrolarının karşı devrim tarafından imhasıyla ağır bir şekilde darbe alması ve ardından bu yapının kendi iç krizi sonrasında derin zaaflara uğraması önemli bir moment oluşturmuştur. Önder yoldaş Bedri Yağan’ın ve diğer öncü kadroların şehit olmasıyla ayrıca darbelenen Devrimci Sol yapısı, devrimci mücadelenin düşük konjonktürünün de etkisiyle Türkiye devrimci hareketinin, ayrıcalıksız herkesi içine alan eylemsiz, yenik, tüketici ve dağınık statükosunun bir parçası olmaktan uzun süre kendini kurtaramamıştır.

devamı için..

 

 

 

 

Zap Seferinin Korku ve Sefaleti…

Sosyalist Hamdi


Sömürgeci Türk generallerinin Zap seferi yine gerillanın zaferiyle sonuçlandı. Ama bu sefer sonrasında gelenler, önceki gelişimlerden bazı çizgilerle ayrılıyor. Bu çizgilerin belirtilmesi, Türk devlet siyasetindeki çözülme dinamiklerine işaret etmesi anlamında büyük değer taşıyor.
Çok uzun zamandır biliniyor ki, dünyanın hiçbir askeri akademisinden sadece Clausewitz'i okuyarak mezun olmak mümkün değildir. Mao'yu da iyi bilmek gerekir. Clausewitz düzenli savaşın ilk teorisyeniyse, Mao da gerillacılığın "düzensiz savaşın", moda deyimiyle "asimetrik savaşın" ilk ve en büyük teorisyenidir. Her ikisi de sadece askeri konularda yazdıkları için değil, yazdıklarında çatışma-siyaset arasındaki ilişkileri koydukları için önemlidirler. Bu yüzden her ikisi de önemli askeri stratejist sayılırlar. Ama unutmayalım, Clausewitz Prusya ordusundan emekli olup kitap yazmış, Mao devrim yapmıştır.
Türk generallerinin Clausewitz'i iyi çalıştıklarını biliyoruz. Sık sık kitabın en bilinen cümlesini tekrarlıyorlar: "Savaş politikanın başka araçlarla devamıdır." Mao'yu bazılarının okuduğunun da farkındayız. Ama Clausewitz'i bildikleri kadar Mao'yu bilmedikleri kesindir.

devamı için...

 

 

 

Devrimci Karargah 2 No’lu Bildiri



“Bitmedi o kavga sürüyor, sürecek…”

“Ya bir yol bulacağız, ya bir yol açacağız”
Kartacalı General Annibal



Devrimci Karargah olarak, 7 Ağustos 2008 tarihinde İstanbul Selimiye’de bulunan 1. Ordu Karargahı’nı havan topuyla vurduk. Kamuoyuna yaptığımız ilk açıklamamızın ve oluşan dezenformasyonun aksine, iki havan mermimiz kesin olarak kışlanın ana binasının içindeki büyük iç avluya düşmüştür. Ancak burada sadece askeri personelin olması ve polisin izin almadan araştırma yapma şansının bulunmaması nedeniyle, generaller atışlarımızın başarısını polisle işbirliği içinde saklama yoluna gitmişlerdir. Olay sırasında kesinlikle 4 adet patlama olmuştur. Buna bölgedeki vatandaşlar ve militanlarımız tanıktır. 1. Ordu Komutanı’nın, İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü’nün olayı saklama konusundaki acemi tavırlarına herkes tanık olmuştur. Öğleden sonra, Valiyle Orgeneralin görüşmesinde Vali hala lafı gevelemeye çalışırken, 1. Ordu Komutanı artık dayanamamış ve atışın havan olduğunu, sesi tanıdığını, çok havan attırdığını, içeride şarapnel parçaları olduğunu gazetecilere söylemek zorunda kalmıştır.

Olay sırasında belediye emekçilerinin yaralanması bilinçli bir hareket değil, kazadır. Hedefimizin belediye binası olması söz konusu bile edilemez. Yaralanan emekçilerden özür diliyor, geçmiş olsun dileklerimiz iletiyoruz.

devamı için...

 

 

Siper Yoldaşlığına Çağrı


Emir Adnan Demirci


Önce iğneyi kendimize batıralım..
Kıvılcımlı’nın Türkiye devrimine dair 70 yıl önce yaptığı saptama şudur: “Kürtler Doğu’da dağa çıkıyor, biz Batı’da bildiri dağıtıyoruz.”
Kıvılcımlı’nın da dahil olduğu ve 1920’lerden itibaren Bolşevik Devrimi kalıplarıyla gelişen Türkiye devriminin birinci dalgası yukarıdaki saptamada ifade edildiği üzere, sömürge bir halkın mücadelesini gören ama buna koşut olarak mücadelesini kendi sömürgeci devletine karşı yükseltemeyen bir karakter taşımış, bu olumsuzluğun üstesinden gelemediği için de bütün çabalarına karşın boşa düşen siyasal taktikler sonrasında ardlarından gelen kuşaklarca bile yok sayılacak kertede tarihen trajik bir sönüşe mahkum olmuştur.
Devrimimizin 60’lardan sonra yükselen ikinci dalgası kendi mücadelesinin yüksek zirvelerinden baktığında onlarca yıldır sindirilmiş bulunan Kürt gerçeğini neredeyse hiç görememiştir. Kürt özgürlük hareketini artık görmezden gelmenin imkanı kalmadığı 80’lerden sonra ise, kendisi ağır yenilgiler yaşayan Türkiye devrimci hareketinin Kürt devrimini ne görecek, ne de görse de hakkını verecek hali kalmamıştı.

devamı için...

 


 

DEVRİMCİ KARARGAH 15 AGUSTOS MESAJI

BUGÜN 15 AĞUSTOS’UN TARİHSEL DEĞERİNİ KAVRAMAK BAŞTA KÜRDİSTAN VE TÜRKİYE HALKLARI OLMAK ÜZERE TÜM BÖLGE HALKLARININ KARDEŞLİĞİ TEMELİNDE BÜTÜN ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİNİN YOLDAŞLAŞMASINI SAĞLAMAKTIR.

HPG Ana Karargah Komutanlığına,

Değerli Yoldaş,

Öncelikle ifade etmeliyiz ki, TC ordusunun 1. Ordu karargâhına yönelik düzenlediğimiz saldırı eylemine ve savaşçı yapımıza gösterdiğiniz büyük destek ve coşkun kutlamalarınız sadece geleceğe ait umutlarımızı güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda sömürgeci TC ordusuna karşı hergün yeni bir zafer kazanan Kürdistan halk kurtuluş savaşçılarının devrimci sıcaklığıyla bir kez daha kucaklaşmanın gururunu da bizlere yaşatıyor.

Yoldaş,

Kürt özgürlük hareketinin 2004 Haziran kararlarını Türkiye devrimini adeta tutsak eden uzun yenilgi yıllarının bağlarından kurtulmak için de bir şans olarak gören hareketimiz, Türkiye devrimi adına özgür Kürdistan dağlarına yönelişiyle çizdiği ve başlangıçta silik olan çizgiyi, giriştiği ülke pratiği ile artık daha da koyultmuştur. Bu çizgi Kürt devrimiyle dayanışma ve yoldaşlaşmanın, devrimsizliğin statükosunu parçalamak isteyen Türkiyeli devrimcilerce paylaşılmasının ve daha geniş ölçekli bir kolektife ulaştırılmasının sadece enternasyonalist bir görev olmadığını bunun yanısıra Türkiye devriminin de bir gereği olduğunu belirlemektedir.

Yoldaş,

Sizlerin de çok iyi bildiğiniz üzere, bugün tüm dünya siyaseti ortadoğululaşmıştır. Dolayısıyla her ortadoğulu siyasal irade artık küresel bir irade durumundadır. Bu gerçek itibariyle 15 Ağustos 84’te komutan Agit’in TC sömürgeciliğine yönelik eylemi, bugün onun takipçileri olan binlerce Agit’in ve Beritan’ın savaşımında uluslararası emperyalizme ve onun işbirlikçisi tüm yerel gericiliklere karşı emekçi halkların özgürlük, demokrasi ve sosyalizm bayrağı olarak yükselmektedir. Bu kavrayışla, Hareketimiz, kendi çıkış momentini devrimimizi yükseltecek bir sürece dönüştürmek için gereken ısrar ve inat gücünü Türkiye ve Kürdistan halklarının kardeşliğinde, mücadelelerimizin yoldaşlaşmasında ve tüm devrim ve ulusal kurtuluş öncü ve şehitlerimizin varlığında bulacağının bilincindedir.

Yoldaş,

Bu vesileyle, kutlu 15 Ağustos’un yaratıcısı komutan Agit şahsında Kürdistan özgürlük savaşının tüm şehitlerini saygıyla anıyor, onun yılmaz takipçisi Kürt halk kurtuluş savaşçılarının Oramar’dan Dersim’e, Zap’tan Ağrı’ya kadar büyük kahramanlıklarla bayraklaştırdığı HPG’yi selamlıyoruz..

Yaşasın Türkiye ve Kürdistan halklarının kardeşliği!!

Yaşasın Özgür ve Demokratik Kürdistan!!

Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!!

15 Ağustos 2008

Devrimci Karargah

HPG Anakarargah Komutanlığı 12 Ağustos 2008 tarihli Mesajı

Devrimci Karargah Örgütüyle Dayanışma İçinde Olacağız

Halkımıza ve Kamuoyuna!

Kürdistan özgürlük mücadelesinin ilk tohumlarının atıldığı dönemlerde Önder APO’nun en yakın yoldaşlarından olan Haki Karer ve Kemal Pir yoldaşlar, son derece haklı gerekçelerle Türkiye’deki onurlu ve özgür insanların kurtuluşunu sağlamanın, ezilen Türk halkının sesi olmanın yolunun Kürt halkıyla yapılacak ortak mücadeleden geçtiğini söylemişlerdir.

Bu esas üzerinde, sömürü rejimini faşist bir karakter ve inkar politikalarıyla bir de Türklük adına sürdüren devlete karşı, mazlum halklar adına yapılacak her türlü çalışma, çaba, mücadele ve eylemler, özgür halklar adına oldukça değerli ve tarihsel nitelik taşımaktadır. Türkiye sol hareketlerinin geçmiş yanılgılarından sıyrılarak, an be an toplumumuzu çarpık eğitim ve yaşam tarzlarıyla zehirleyen bir zihniyete karşı, ortak ses ve güç dayanışmasıyla emekçi Türk halkını güçlü temsil etmesi gerektiği sürekli güncel tutulması gereken önemli bir husustur.

İstanbul Üsküdar’daki I. Kolordu komutanlığına yönelik gerçekleştirilen bu eylemi, Türkiye sol hareketi tarihinde gerçek bir devrimci adım olarak değerlendiriyor, bundan güç ve moral aldığımızı belirtiyoruz. Bu eylem, Türkiye sol hareketlerinin geçmiş tarihinden bu yana gerçekleştirdikleri mücadele ve eylemler içinde çok ayrı bir yere ve değere sahiptir. Türk ve Kürt halklarının kardeşçe omuz omuza mücadelesine örnek bir eylem olması itibariyle Devrimci Karargah örgütünü kutluyoruz.

Önümüzdeki süreçlerde Türk ve Kürt halklarının özgür geleceklerini yaratma mücadelesinde Devrimci Karargah örgütüyle dayanışma içinde olacağımızı belirtiyor ve tekrar bu eylemlerinden ötürü HPG olarak Devrimci Karargah (Şehit Ongan Müfrezesi) örgütünü kutluyoruz.


HPG Anakarargah Komutanlığı